Benlikle Yüzleşmek ve Vazgeçme Sanatı

Kısa Özet

Sohbette önce gayrimeşru yollardan kaçınmanın ve gerektiğinde feragat etmenin önemi anlatılıyor; hayatın özünde bir "vazgeçme sanatı" olduğu vurgulanıyor. Ardından kısa bir ara/duyuru ve soru-cevap bölümünün akabinde, insanın kendini savunma ve haklı çıkarma dürtüsünün altında yatan "benlik" mekanizmaları; bir cami hocası örneği ve enneagram sekiz tipi örneğiyle irdeleniyor. Konuşmacı, olumsuz benliklerin bastırılmaması, tıpkı vücudun bir mikroba karşı bağışıklık kazanması gibi bilinçli şekilde tanınıp yüzleştirilmesi ve ikna edilmesi gerektiğini, bunun için de daha yüksek bir bilinç ve bilgelik gerektiğini anlatıyor; son olarak Kur'an'ın içki örneğinde olduğu gibi bazı konularda "tamamen yasak/kötü" değil, "zararı faydasından çok" şeklinde dengeli ve objektif bir yaklaşım sergilediğine değiniyor.

Öne Çıkan Vurgular

  • "Hayat böyle bir şeydir. Hayat özünde bir vazgeçme sanatıdır."
  • Negatif benlik bastırılmamalı; korkmadan yüzleşilip ikna edilmeli, aksi hâlde kapanmamış bir bilgisayar penceresi gibi sürekli geri gelir.
  • İnsanın olumsuz benliğe karşı bilinç kazanması, vücudun bir mikroba karşı bağışıklık kazanmasına benzetiliyor.

Gayrimeşru Yollardan Kaçınmak ve Feragat Ahlakı

Kutsal hedefler değilse olmuyor. Bunu anladığın zaman, kutsal bir hedef değilse olmuyor; olmazsa olmaz yani. Ona gayrimeşru yollarla ulaşmaktansa... Bazen görüyorum, mesela geçen böyle bir şey olmuş, bu Yazarlar Vakfı'nda. Bakıyorsun, iki kişi birbirini mahkemeye veriyor. Ne olacak? Biri, Yazarlar Vakfı'nın İstanbul şubesinin başkanı olacakmış. Kaybeden de mahkemeye vermiş falan. Ne olacak? Biraz düşünse gereksiz olduğunu anlayabiliyor ama ne yapıyor? İşte mağlup oluyor, o şeylerine, egosal arzularına mağlup oluyor.

Hayat, feragat gerektirebilir böyle bir toplumda. O feragati yapmazsan kendi insaniyetinden, ruhaniyetinden, maneviyatından taviz vermek zorunda kalırsın. Diyelim ki insani çizgi içinde para kazanabilirsin ve bunun için çaba gösteriyorsun, ama diyelim ki etrafta o kadar büyük bir ahlaksızlık, kurnazlıklar var ki hayat sana şunu der: "Ya az para kazanacaksın ya da çok kurnaz olacaksın; insaniyetinden feragat edeceksin ama daha çok para kazanacaksın." Burada şunu düşüneceksin: "Tamam, hedefim gayrimeşru bir şey değil. Aslında diyelim ki benim de normal şartlarda hak ettiğim bir şey ama tamam, vazgeçiyorum" diyeceksin. Çünkü öbür tarafta kaybedeceğin şey daha fazladır. Anlayabilirsen doğru yerden bakabilirsin. Hayat böyle bir şeydir. Hayat özünde bir vazgeçme sanatıdır. Evet.

Ara Verme Duyurusu ve Kısa Sohbet

Artık bu yıl şey oldu. Belki bir yere kadar üçlüğün dörtlüğe zulmetmesi şuraya kadar geldi geldi, son birkaç zamandır böyle taştı artık. Dengeli olması lazım, her şeyin dengeli olması lazım, ölçünün doğru bir şekilde kayıt edilmesi lazım. Üçgenin ikisi de birbirine alışmış bir kere. O yüzden çok zor geldi. Tabii vazgeçmek gerekiyor bazen.

Merhaba aşkım, izlediğiniz için teşekkür ederim. Böyle karışık yapıyoruz; bunu mu koyalım, neyi koyacağız, ne koyacağız, o ile birlikte koyalım. İzlediğiniz için teşekkür ederim. İzlediğiniz için teşekkür ederim.

Mart'a kadar ara vereceğiz. Biraz kitaba yoğunlaşayım diye, yapabilirsem. O zaman Mart mı? Ne oldu, fazla mı fazla? O zaman Mart'ın iki haftası mı? Yok, şu haftaya... Mart'ın üç haftası, sen hemen ajandamı ayarla. Kitap çok yavaş gidiyor, hatta durmuş gibi, biraz bakıyorum. İnşallah. Var mı, sormak istediğiniz bir şey var mı?

Kendini Gözlemlemek: Ablayla Yaşanan Bir Örnek

Geçen haftaki şeyi yollayabilirsen... Yollanabiliyor mu? Mailime yollayabilirsen. Kendinizi gözlemleyebiliyor musunuz? Bununla ilgili bir değerlendirme, bir hatıra?

"Tamam, ben oluyorum. Ablam karşıma geldi, olmuyor. Ablam zaten öfkeye meyilli biri, yedi-sekiz... Bu adam üzerinde çok baskı var, hem okul hem de KPSS kursu falan filan. O, sinirini benden çıkartmaya çalıştığında ben içimde böyle bir şeyler hissediyorum."

"Evet, onun için bu hâlde, onun yeri için 'demek ki ben göremiyorum, ben anlayamıyorum' diyorum." Sonra şunu yapmaya başladım: demek ki muhatabımızla ilgili yapabileceğimiz bir şey yoktur. Yani bir şeyi anlatmak, bir şeyi söylemek onu farkında kılmayacaktır, değerlendirmeyecektir; hatta bazen daha da olumsuzluğa götürebilir. Ters tepiyorsa, beni anlamayacaksa... Dolayısıyla orada insan, söylememesi gerektiğini gördüğünde rahatlıkla söylemeyebilmelidir.

Bu bazen kendini savunma olabilir, bazen haksız ve yanlış anlaşılmayı düzeltmek manasında olabilir; birçok durumda olabilir. Yani diyelim ki biri seni yanlış tanımlar; der ki, atıyorum, "sen çok kaba birisin" diyebilir, "sen insanları hiç umursamıyorsun" diyebilir, vesaire her neyse. Ve biz mesela deriz ki "hayır, ben böyle değilim" ve hemen kendimizi savunmaya geçmeye çalışırız. Hâlbuki şunu düşünmeyiz: Tamam, sen kendini savunacaksın diyelim, ve diyelim ki doğru, bir yanlışı düzelteceksin; peki muhatabın böyle bir şey bekliyor mu? Yok, beklemiyor. O zaman sen de gösterme, gerek yok yani. Rahat ol; diyelim ki burada bir nevi kendini savunma var ama muhatap olan insan buna açık değilse, bunu ifade etmenin bir gereği yok.

Benliğin Savunma Mekanizmaları

Orada sen şunu görürsün: bunu ifade etmeye çalışan bir benlik var, kendini haklı veyahut da haksız gösteren bir benlik var. Ama onu... fakat onu o noktada onaylamamak. Hani deyim yerindeyse, karşılığında objektif bir muhakeme yapan bir hâkim yoksa, avukatın gereksiz bir şekilde savunma yapmaya çalışmasına gerek yoktur. Aslında orada onları gözlemleyip fark etmek, bunları ve onları onaylamamak gerekir. Fakat burada tabii zor olan şey şudur: bu benliklerimiz ikna olmazlar, veyahut da bizi yanlış fikirlerle, yanlış argümanlarla ikna etmeye çalışırlar.

Mesela geçen bir arkadaş bahsetti: bir cami hocası varmış, diyor ki "bir yere girdiğim zaman niye saygı göstermiyorlar, ayağa kalkmıyorlar" veya "kendilerini düzeltmiyorlar." Arkadaş demiş ki "gerek yok yani, önemli değil, bunu dert etme." "Yok" demiş, "biz Resulullah'ın makamını temsil ediyoruz." Şimdi ne yapıyor burada? Kibirli bir ego var, tamam mı, ve kendini legalize etmek için görünürde çok iyi ve masumane bir şey kullanıyor. Anlatabiliyor muyum? İşte insan... Evet, yani insanın... Bazı yanlış benlikler çok zekidirler veyahut da arkalarında çok zeki bir şey vardır; bir savunma düzeneği vardır. Eğer siz o savunma düzenini ortadan kaldırmazsanız, o negatif benlik sürekli önünüze çıkacaktır. Çünkü orada güçlü bir zekâ var; hani şunu diyecektir: "Niye beni onaylamıyorsun, niye benim dediğimi yapmıyorsun" diyen bir benlik orada göreceksin.

Mesela diyelim ki biri yanlış bir şey yapar ve sen bundan alınırsın, veyahut da ona cevap vermek istersin ve şunu dersin: "Ama ben bunu hak etmedim." Tamam, hak etmedim; sonra mesela zayıf bir savunmadır bu ama çok iyi işleyen bir savunmadır: "Ben bunu hak etmedim." "Evet, hak etmedim." "Tamam, devam et savunmaya, ben de onaylıyorum, evet hak etmedim." Peki sonra onu sürdürmek lazım. Yani bir insanın bu benliklerini bir nevi muhatap alıp onunla konuşması gerekir; ta ki onun yanlış argümanlarını sonuna kadar ortadan kaldırana kadar. Eğer biz onun yanlış argümanlarını iyi analiz edemezsek, daha yüksek bir bilinçle, daha yüksek bir zekâ ile karşılık veremezsek, o sürekli kendini gösterecektir. Bu, tıpkı bilgisayarda kapanmamış bir pencerenin sürekli işlemler arasında kendini ekrana sokması gibidir. Sen onu kapatmadığın için, doğru bir şekilde kapatmadığın için sürekli karşına çıkar.

Bastırmak ile Yüzleşmek Arasındaki Fark

Burada işte meselenin bastırmadan farkı nedir? Kişi burada bunu bütün yönleriyle görür, fakat buna karşı ne korku ne endişe duyar. İnsan niye bir şeyi bastırır? Ya korku ya endişe duyduğu için bastırır. Burada kişi bundan korkmamalı. Diyelim ki içinde vahşi bir benlik var. Mesela benim hayatımda zaman zaman olmuştur: böyle bir kısım insanları şöyle bir gaz döküp yaksam ne olur, dünya biraz temizlenmiş olur, falan diye düşünürüm böyle. Yani şimdi ben, işte böyle diyelim ki ahmakça, veyahut da işte böyle göz göre göre yanlış yapıyor, veya tamamen böyle akıl almaz bir şekilde, gereksiz bir şekilde insanlarla çatışıyor diye biri varsa, derim ki "ya bunları hepsini alacaksın, üzerine benzin dökeceksin, temizleyeceksin" mesela. Nedir bu? Bir sekizin şeyidir, kendini tatmin etmesi ama o kadar basit değil. Yani bu, bir sekizin yanlış olan bir şeyi yok etme isteğidir. Yani bir şey ona göre yanlışsa onu yok etmek ister, ortadan kaldırmak ister. Anlatabiliyorum. Ve tamamen yanlış bir şeydir. Yani gazap kuvvetinin yanlış ve dengesiz kullanımıdır bu. Sen onu pozitif bir şekilde ortadan kaldıracağına, "yandın, kahretsin" diyerek, yani bu insanlara "insan değil" diyerek veyahut da hakaret ederek -mesela sekizlerin en çok yaptığı şeylerin başında bunlar gelir- yani ya fiziksel olarak, deyim yerindeyse, yok etmeye çalışır ya da onları aşağılayarak, kaba sözler kullanarak, lanet okuyarak yok etmeye çalışıyor. Bütün bunlar yanlıştır.

Bastırma Değil, Bilinçli Yüzleşme: Bağışıklık Sistemi Benzetmesi

Şimdi kalkıp "ya işte tövbe tövbe, yok tövbe tövbe" deme, ne gerek var? İnsan öyle olur; işte içinden bir şey geliyor, sonra tövbe tövbe eder çünkü rahatsız oluyordur, örtüştüremiyordur kendisiyle bunu aynı zamanda. Veyahut da işte çok günahtır mesela, "bu beddua, günahtır" falan, "tövbe tövbe" der. Hayır, burada gerçekten onu alacaksın karşına ve onu ikna edeceksin; ta ki o tekrar gelse bile eski gücünde gelmeyecektir. Ve senin ona karşı güçlü bir bilincin, güçlü bir şuurun olacaktır. Eğer bunu yapmazsan o sürekli gelecektir.

Yani bu, insan vücudundaki bağışıklık sistemine benzer. Nasıl vücudun savunma düzeneği bir mikrobu tanıdığında onunla mücadele eder -bu mücadele bazen zorlu geçer, hasta da olur- ama nihayetinde onu atlattığı zaman ona karşı bağışıklık kazanmıştır. O mikrop tekrar gelebilir, vücuda tekrar girebilir, fakat vücut artık onu tanımıştır ve ona güçlü bir savunma ve mücadeleyle cevap verebilmektedir. İnsanın psikolojisi de aynen buna benzer. Ama biz onu tanımamazlıktan gelip, yani o durumu atlatmaya çalışırsak, işte bu bir nevi bastırma veya görmezden gelmedir. Hayır, sen bunu göreceksin: sendeki o negatif benliğin ortaya çıkışını, niçin ortaya çıktığını, hangi argümanlara dayandığını, kendini nasıl legalize ettiğini göreceksin. Fakat onun üzerinde çalışacaksın ve onu ciddiye alacaksın. Yani onun kendini temellendirdiği şeyler vardır; o temellendirdiği şeyleri görürsün ve onun temellerini daha yüksek bir şuur ve zekâ ile bertaraf edersin.

O yüzden denir ki kendini geliştirmek veyahut da insanın dönüşümü, zorunlu olarak farklı bir bilgi ve bilgelik gerektirir. Yani niçin diyelim ki kötü olmamalıyım, niçin diyelim ki kıskanç olmamalıyım? Buna dünyevi bir cevap veremeyiz çoğu defa. Daha kutsal ve daha ruhsal bir bilinçle buna cevap verebiliriz. Çünkü dünya itibariyle düşündüğümüz zaman, dünyayla sınırlı bir şekilde düşündüğümüz zaman, bazı kötülüklerin faydaları vardır yani. Anlatabiliyor muyum?

Kur'an'ın Dengeli Yaklaşımı: Zarar-Fayda Dengesi

Yani içki gibi; Kur'an'da diyor, "zararı faydasından çoktur" diyor, "faydası yoktur" demiyor. Yani diyelim ki içiyorsun, biraz zihnin dağılıyor; kötü bir şey mi? Evet ama aynı zamanda iyi bir şey de. Yani her şey bütünüyle kötü değil. Anlatabiliyor muyum? Ama nedir? Zararı faydasından çok olan bir şeydir. Anlatabiliyor muyum? Yani dikkat edin, burada ilginç bir şekilde, mesela Kur'an'da Allah şeyi bastırmıyor yani. Hani, "bak, hiçbir faydası yoktur, bunu bırak, terk et, olmaz böyle bir şey" demiyor; diyor ki "zararı faydasından çoktur." Yani deyim yerindeyse bizi objektif olarak olguyla muhatap kılıyor. Anlatabiliyorum.

Diyelim ki şişman bir insan, çok fazla yemek yiyen bir insan: "Yemek çok mu zararlı?" Yok, o kadar değil. Yani o yemek yerken aldığın haz zararlı değil, iyi yani, seni mutlu ediyor, hoşnut kılıyor. Ama o fiziksel haz ve boğazının zevki, daha sonra bedenine zarar veriyor. Dolayısıyla, yani bak, orada sen bir ölçüde bir faydayı veyahut da bir haz deneyimliyorsun ama bunun yanında ondan çok daha büyük bir...

Geçen Ayetler

Not (tahmini / editör): İçkinin zararının faydasından fazla olduğuna dair bir Kur'an ayetine anlatıcı tarafından anlam olarak atıfta bulunuluyor; ancak sure adı ve ayet numarası metinde açıkça belirtilmiyor. --- ---