Ders Öncesi - Negatif Benliklerle Yüzleşme

Kısa Özet

Sohbette, sefere katılmayıp mazeret beyan eden üç Müslüman sahabinin, dönüşte Peygamberimiz ve ardından tüm Müslümanlar (hatta kendi hanımları) tarafından elli gün boyunca konuşulmaması hadisesi anlatılıyor. Bu hadise üzerinden, insanın içindeki "negatif benlikler"in ancak dışsal bir af/onay beklentisi olmaksızın, sırf bunların yanlış olduğunu hakikaten görüp fark ederek nötralize edilebileceği; aksi halde bu benliklere destek olan onlarca başka negatif benliğin devreye gireceği anlatılıyor. Sohbet, bu farkındalık "metodu"nun ardından, enneagramda tamamlanmamış üç tipin ele alınacağı asıl derse bir giriş/hazırlık niteliğinde sona eriyor.

Öne Çıkan Vurgular

  • Peygamberimiz'in üç sahabiyle ve sonrasında ailelerinin de onlarla elli gün konuşmaması; kızgınlık veya küskünlükten değil, saf bir "yüzleşme" imkânı sağlamak amaçlıydı.
  • Değişim/tövbe, dışsal bir sonuca (affedilme, kabul görme, eleştirilmeme) bağlı bir motivasyonla değil, o negatif hâlin hakikaten yanlış olduğuna inanmaktan doğmalı.
  • Bir negatif benlikle mücadele edilirken ona destek olan pek çok başka negatif benlik de devreye girer; asıl mesele bunları da fark edebilmektir.
  • Metot aslında basittir: bir şeyi hakikaten "yanlış" / "bozulmuş" görebilmek; bu görüş netleştiğinde üzerinde çalışmanın yolu kendiliğinden ortaya çıkar.

Sefere Katılmayanlar ve Üç Sahabinin Mazereti

Birkaç sahabi geliyor. Şimdi Peygamberimiz savaşa, bir savaşa karar verildiği zaman tabii herkes geliyor. Müslümanlar "ya Resulallah, biz savaşa katılacağız" diyor. Peygamber bazılarına "sen ihtiyarsın" diyor, "sen burada kal, şu vaziyette muhafazasını yap" diyor falan. İşte münafıklar geliyor, ya o anda bir mazeret bildiriyorlar: "Müsait değilim, şudur budur, hava çok sıcak." Öyle mazeretler de var, Kur'an söylüyor çünkü. Ya o anda mazeret beyan edip hiç katılmıyorlar sefere. Veyahut da katılıyorlar sefere, yolda "ya bu sefer uzadı, işte şu oldu bu oldu, evde geride birileri kaldı, ben onları nezaret etmem lazım" diyorlar. Yoldayken geri dönüyorlar ve Müslümanların morallerini bozmaya çalışıyorlar.

Şimdi böyle bir durumda yine Peygamberimiz'e münafıklar geliyor, mazeret beyan ediyorlar. Müslümanlar geliyor, katılacaklarını beyan edip hazırlanıyorlar. Üç tane de Müslüman var, münafık değiller. Fakat böyle nefsani düzeyde -- bilmiyoruz, veya ben bilmiyorum -- bir mazeret beyan ediyorlar peygambere. "Katılamayacağız ya Resulallah" diyorlar, bir mazeret beyan ederek katılamayacaklarını ifade ediyorlar. Bir tanesi zannediyorum Kâ'b bin Mâlik. Peygamber de "tamam" diyor.

Elli Günlük Sessizlik ve Peygamberimiz'in Tavrı

Tamam diyor ama seferden dönüldüğünde Allah'ın emri üzere bunlarla konuşmuyor Peygamber, ve onlarla konuşulmamasına dair bir ayet geliyor. Emin değilim, yani ayet mi geliyor yoksa özel bir ilhamla mı böyle oluyor, emin değilim. Ama böyle bir şey geliyor ve Peygamber o üç kişiyle konuşmuyor. Münafıklar seferden dönüldüğünde gene peygambere geliyorlar, "mutlu olduk" diyorlar, "bu zaferden" şudur budur. Peygamber de teşekkür ediyor, hiç kimseye bir şey demiyor, yüzlerine vurmuyor. Fakat bu üç kişiye "siz" diyor, "nefsinize uydunuz" deyim yerindeyse. Açık bir şekilde, net bir şekilde "siz nefsinize uydunuz" diyor. O münafıklara söylemiyor mesela böyle bir şey, ama bu üç Müslüman'a söylüyor. Ve zannediyorum bir ilham üzere onlarla konuşmuyor.

O müminler, Müslüman olan o üç kişi mescide geliyorlar, gidiyorlar; fakat Peygamber onlarla konuşmuyor, onlarla herhangi bir diyalog kurmuyor. Hatta Peygamber bir süre sonra onların hanımlarının da onlarla konuşmamasını emrediyor. Hanımları da onlarla konuşmuyor. Hanımları yemeklerini yapıyorlar, ediyorlar ama konuşmuyorlar. Hiçbir diyalog yok.

Bu Hadise Bize Ne Anlatıyor? Negatif Benlikler Meselesi

Bu nedir diye düşündüm ben. Tabii birçok açısı var; aslında burada, dediğim gibi, birçok tefsiri, birçok manası, işaret ettiği şey vardır. Bir tanesinin şu olduğunu düşündüm.

Şimdi bizim daha önce konuştuğumuz şekilde, bizim içimizde birçok "ben"ler var. Birçok düşünce, duygu ve davranış içeren ben örgütlenmeleri var. Bunların bir kısmı olumlu, bir kısmı olumsuz benler. Burada kişi, olumsuz benlerle olumlu benlerin yüzleşmesi ve olumlu benlerin olumsuz benleri nötralize etmesiyle ilişkili bir şey yaşıyor. Yani orada, savaştan onları kaçındıran ve mazeret beyan etmelerine sebep olan neydi? Olumsuz benleri, negatif benleri vardı orada. Belki işte zahmete girmek istemeyen, zorluğa girmek istemeyen, keyfini düşünen, korkan... Birçok şey düşünebiliriz, bilmiyoruz. Netice itibariyle o sefere gitmelerini engelleyen negatif benleri vardı.

Ve ne yaptılar? Peygamberin aslında davetine bir nevi zahiren karşı gelmeseler bile, Peygamberin davetine en yumuşak tabiriyle icabet etmediler. Katılmadılar Peygamberin davetine, ki orada Peygamber neyi temsil ediyor? Hakikati temsil ediyor, doğruyu temsil ediyor. Katılmadılar. Katılmamalarına sebep olan neydi? Negatif benlikleriydi.

Bu hadise peki ne yaptı? Bu hadiseyle aslında onlara bir imkân verdi Peygamberimiz. Yoksa aslında Peygamberimiz'de bir kızgınlık mı vardı, hani bir egosu olsaydı en başta darılmaz mıydı? Böyle bir şey düşünemeyiz, yok böyle bir şey. Herhangi bir nefsani bir yüz çevirme, darılma, yüzünü asma, küsme yok burada aslında.

Peki ne var burada? Olan şey şu: Siz bu negatif benlerinizle yüzleşip bunları nötralize etmedikçe, bunlar her gün, her zaman sizin karşınıza çıkacaklar. Bugün bu durumda çıktılar, belki çok fazla zarar vermediler, ama yarın öyle şekillerde karşınıza çıkar ki bunlar sizin hayatınızı berbat edebilir, sizin bütün hayatınızı bozabilir, mahvedebilir. Ve orada Peygamber bu davranış ile onlara dedi ki: bu negatif benlerinizle yüzleşin. Ve şöyle yüzleşin: Pişman olduklarını, pişmanlıklarını da ifade ettiler. Fakat "ben sizi affedeceğim" diye, "ben sizden razı olacağım" diye, veyahut da işte "bak eğer siz böyle yaparsanız ben sizden küserim, ben size darılırım" -- bu gibi motivasyonlarla değil. Mesele şu: Siz gerçekten bu davranışa sebep olan negatif benlerinizin farkında mısınız ve bunların üzerinde çalışmak gerektiğine inanıyor musunuz?

Dışarıdan Gelen Ayartmalar

Yaklaşık 50 gün bu süreç devam etmiş. Bu süreçte etraftan, işte Mekke'den, işte civar yerlerden -- çünkü Kâ'b bin Mâlik zannediyorum böyle tanınan birisi -- işte ona gelmişler: "İşte Muhammed sana yüz mü çevirdi? Gel bizimle, biz sana gereken değeri veririz, Muhammed senin değerini bilmiyor. Ne yaptın ki? Ne olacak? Hani gitmemişsin diye bu kadar şey yapıyorlar" diye şeyler de gelmiş. Bakın, anlatabiliyorum, bütün bu imtihanları yaşıyorlar. Fakat ne yapıyorlar? Yüzleşiyorlar o kendi içlerindeki o negatif benlerle.

Hani Peygamber barışır veya barışmaz, hani deyim yerindeyse Allah affeder veya affetmez -- mevzu bu değil. "İşte ben tövbe edeceğim, Allah affeder mi, affetmez mi?" Ne yapacağız peki? Diyelim ki benim bir negatif benim var, yanlış yaptım, tövbe ettim, Allah da affetmedi -- ne yapacağım yani? O zaman o da affetmiyor, o zaman ben de devam mı edeceğim diyeceğim? Bu doğru bir şey değil. Ben, isterse Allah, Peygamber beni affetmesin, bir daha beni tanımasın, hiç fark etmez. Bu yanlış mı doğru mu? Bu benlik yanlış bir benlik mi, doğru bir benlik mi? Bunun motivasyonları, arayışı, beklentisi, korkusu, arzusu her neyse, doğru mu yanlış mı? Eğer yanlışsa o zaman bu yanlıştır; Peygamber beni affetmese de, bir daha konuşmasa da, Allah "affetmiyorum" da dese, fark etmez. Ben bunu yanlış tanıyorum ve bir daha buna karşı dikkatli olacağım -- diyebilmektir doğru noktada olmak.

Çünkü orada Peygamber onlara demedi: "Eğer özür dilerseniz sizi affedeceğim." Çünkü ayette öyle bir şey de yok, hiçbir şey yok. Peygamber konuşmadı. Açıklayıcı bir şey söylemiyor, bir ayet de bunu açıklamıyor. Ama niye öyle davrandığı zaten belli; ne olduğunu biliyorlar, sadece bunu dile getirmiyor. Hani Peygamber sanki davranışıyla "niye bunu yaptınız" demiş, bir nevi "yanlış yaptınız" demiş oluyor. Anlatabiliyorum. Ve sözlü olarak onlarla konuşmadı. Tabii bu Allah'ın bir emriyle oluyor. Peygamber onlarla konuşmadı, Müslümanlar da onlarla konuşmadı.

Nasıl ayrışmış oldu negatif ve pozitif? Yani nasıl nötralize ettiler bu süreçte? İşte kendi içlerinde o mücadeleyi yaşıyorlar işte. Anlatabiliyor muyum? Yani şöyle diyebilirlerdi: "Aman, biz bu kadar zorluk çekmişiz, hicret etmişiz, veya işte bu kadar Peygambere destek vermişiz, böyle bir hata yaptık, Peygamber de bize haşa trip yapıyor, çok umurumdaydı sanki" diyebilirlerdi değil mi mesela bu durumda? İşte bakın, burada muhtemelen içlerindeki bir başka benlik böyle demiştir muhtemelen, değil mi? Ama mesela ona aldanmış mı, aldanmamış mı, anlatabiliyor muyum? Yani dememiş midir içinde öyle bir benlik? Mutlaka demiştir: "Ya kardeşim bir hata yaptık, ne bu böyle? Herkes bize sırtını dönüyor, değil mi? Hata, veya işte hataysa hata, ne var bunda yani, yaparım, hatta işte bir daha yaparım, ne var bunda yani" -- diyen benlik olmamış mıdır? Olmuştur. İşte ayrışma dediğimiz bu.

Ve işte dışarıdan mesela işte gelmişler: "Bak, biz size sizin kıymetinizi biliriz, Hz. Muhammed sizin kıymetinizi bilmiyor" diyor. Oradan bir benlik: "hakikaten ya, bunlar benim kıymetimi biliyor, bak, benim kıymetimi bilen bir sürü adam var" diyen ve bak onlara tabi ol diyen benlik yok mu? Bakın, aslında birkaç negatif benliği öldürürken aslında birçok negatif benlik de ya nötralize olur ya da sen topuna yenilirsin. Anlatabildim mi?

Doğru Değişimin Zemini: Dışsal Değil, İçsel Motivasyon

Orada ne yaptı aslında Peygamber? Onları temizlemek için şans verdi aslında. Diyelim ki orada bir tane negatif benlik var ama şimdi o bir tane negatif benlik bir taneyle kalmıyor ki, ona destek olan, ona yardıma gelen bir sürü negatif benlik var. "Ben kibirliyim de" -- mesela demiyor muyuz, "ben kibirliyim de karşımdaki çok mu mütevazı" deyip mesela kibrimize malzeme aramıyor muyuz, değil mi mesela? Ne oluyor o zaman? Sen bir negatif benliği çözmeye çalışırken 40 tane negatif benlik ona destek oluyor. Sen uyanık davranmazsan ne yapar, onların manipülasyonuna uğrarsın.

İşte orada 50 gün boyunca ne oldu? Ya orada o 3 kişi yenileceklerdi negatif benliklerine, veyahut da o süreçte öyle bir temizlik oldu ki içlerinde o bir sürü negatif benlikle öyle bir mücadele ettiler ki temizlendiler. Hatta ayette diyor ki, yeryüzü bütün genişliğine rağmen onlara dar geldi diyor. Yani bu şu demek: bak, ya bunu temizleyeceksin ya da başka bir çıkar yolu yok yani, başka bir yol yok. Ya bunun üzerinde çalışacaksın samimi olarak veyahut da sana rahatlık yok. Yani sana rahatlık yok. Yoksa yeryüzü serbest değil miydi, gidebilirlerdi, bir tek Medine mi var, değil mi? Ama şunu anladılar: biz bu benlikle nereye gidersek gidelim, bu benlikle gideceğiz, değil mi? Bunu gördüler. Yani sen bu benliği, evi değiştirirken duvarı bırakabiliyorsun; peki evi değiştirirken benliğini bırakıp başka bir eve taşınınca başka bir benlikle mi gidiyorsun? Gidemiyorsun, o benliği taşıyorsun. O zaman nereye gidersen git, bu negatif benlik sana hayatı dar edecek. İyi anlayabiliriz. O zaman sen bunun üzerinde çalışacaksın. Ve hiçbir neden olmaksızın çalışacaksın.

Yani ben mesela değişsem, işte Peygamber beni kabul eder mi? Belki etmez. Yani böyle bir neden olmayacak. Sen şöyle diyeceksin: "Bu benim fıtratıma zıt, fıtratıma uygun bir şey değil." Motivasyon bu olacak. Yani Peygamber demedi onlara: "Siz tövbe ederseniz veya af dilerseniz veya özür dilerseniz ben sizinle konuşacağım." Demedi. Dedi ki: "Sizinle konuşulmayacak, ben konuşmayacağım, kimse de konuşmayacak, en son hanımlarınız da konuşmayacak." Yani herhangi bir dışsal nedene bağlı bir değişme değil bakın burada. Yani Peygamber ve olgu düzeyinde bütün dışsal etkenler ortadan kaldırıldı. Yani siz herhangi bir nedene bağlı olarak değişmeyi düşünmeyin. Siz yanlış yaptığınızın farkında mısınız ve bunun üzerinde çalışacak mısınız, çalışmayacak mısınız? Bunun yanlış olduğuna hakikaten inanıyor musunuz? Anlatabiliyor muyum?

Yani şimdi ben, Peygamber dese de "ya kibir, ne olacak bir şey olmaz, insansın, bir şey olmaz" dese; ben şimdi şunu mu düşüneceğim, "ya Peygamber de rahatsız olmuyor, ya da Peygamber de bana küsmüyor, o zaman ben bu kibirle devam edeyim mi" diyeceğim? Yoksa diyeceğim ki "yok, bu kibir hiç doğru bir şey değil, bana zararlı bir şey" mi diyeceğim? İşte bunun ayrımı. Bu doğru bir değişim zeminidir. Ve orada o üç insan bu süreci yaşadılar. Yani bunun sana zararlı olduğunun farkında mısın değil misin, bu.

Af'ın Gelişi ve Alınacak Ders

Ondan sonra ayetle af geldi. Ne zaman geldi af, demek ki? Aslında kendilerini orada çözümledikleri zaman, kendilerini orada temizledikleri zaman. Yani orada kendi negatif benlikleri üzerinde çalıştıkları zaman ayet geldi. Ve onlara "evet, siz doğru bir mücadele verdiniz, bu 50 gün boyunca ne kadar dışsal ve içsel negatif etkenler olsa da siz doğru bir mücadele verdiniz" dendi. Ve bu doğru mücadeleniz sebebiyle Allah, "Allah sizi affetti" dedi. Buradan alacağımız ders şu: yani seni insanlar kötü görse de görmese, sendeki negatif benlikleri bilse de bilmese de, bunun hayatında çok olumsuz etkilerini görsen de görmesen de, hiç kimse sana bundan dolayı herhangi bir eleştiri yapsa da yapmasa da -- sen bütün bunları bir kenara bırakacaksın. Sen şunu diyeceksin: "Ya kardeşim, şu negatif benliklerin var ya, bunlar yanlış, bunları onaylamıyorum ve bunlar üzerinde çalışacağım. Ya onlar beni bitirecek ya ben onları bitireceğim." Ve başka bir yol da yok. Yani öyle, yeryüzü geniş değil yani. Hani burada "kibrimi gösteremedim, gösterecek yer mi yok" değil mi, demeyeceksin. Kibrin yeri yok yani, yeryüzü dar gelecek sana. Yani diyeceksin ki: bununla hiçbir yerde yaşanmaz, bununla hiçbir yerde ben rahat edemem demek.

Metot: Negatif Benliği Gerçekten Yanlış Görebilmek

Üzerinde çalışma metodunu her zaman göremiyorum. Tamam, bir negatif bendik var ama bunu nötralize etmek, üzerinde çalışmak -- bunun metodu ne? Bunu her zaman bilemiyorum, metot yok. Şu metot ne, biliyor musun? Hakikaten onu yanlış görmek yani. Onu hakikaten yanlış görürsek içinden metot çıkacak onun yani. Yani şimdi bir elbisemizin üzerinde çamur olsa, bir çamur sıçramış olsa, yani "bunu nasıl temizleyeceğim" demiyoruz; "bana dikkat edin, çamur" diyoruz ve gidip temizlemeye çalışıyoruz. Temizlemeye çalışırken metot ortaya çıkıyor, değil mi? Yani hakikaten diyeceksin, "ya bundan rahatsızım ya" -- bu diyelim ki bu kibirden veyahut da işte bu bencillikten, bu öfkeden, bu memnuniyetsizlikten, şikayetçi benlikten rahatsızım yani, bu çok yanlış bir şey -- en azından bunun farkında olduğun sürece bunu meşrulaştırmazsın, değil mi?

Şimdi orada o üç kişinin o yanlışı yapmasına neden olan ne? O negatif benliği negatif olarak görmediler. Anlatabildim? Negatif olarak görmediler. O elli günlük süreç onlara bunun negatif olduğunu apaçık gösterdi ve apaçık bunu görüp hiçbir bahane, hiçbir şey üretmeden ve hiçbir dışsal nedene bağlı olmaksızın -- yani bunun olmaması lazım, dediler. Metot: farkında olmak, yani negatif benliklerimizin farkında olmak.

Eğer şimdi şöyle düşünün: mutfağınızda diyelim ki on çeşit peynir var, sen baktın bir peynir küflü, yani şimdi dokunmuyorsun değil mi ona, ve bir şekilde ondan kurtulmaya çalışırsın. Veya diyelim ki renginden belli olmuyor ama bir tadını aldın, şöyle bir baktın bozulmuş, üzerine bir yazı yazarsın değil mi, "bozulmuş, dokunmayın" dersin değil mi. Şimdi bunu görürsen yer misin bir daha onu? Yazıyor zaten işte, kabul edeceksin ve farkında olacaksın. Ama işte diğer negatif benlikler ne yapar? Ya "o kadar da olsun" der yani. Mesela dikkat edin: onunla uğraşmamıza engel olan benliklere dikkat edin. Metoda gerek yok yani onu temizlemeye; onları görebilirsek, yani ne bizim uğraşmamızı engelliyor, ne bizim ona karşı farkındalığımızı engelliyor veyahut da onu "ya bir şey olmaz, o kadar da olsun" dedirten, onu meşrulaştıran, onu tırnak içinde sevimli hale getiren diğer mekanizmalar ne -- anlatabilir miyim -- onları görebilirsek metoda gerek kalmayacak. Çünkü dikkat edin, bir negatif beni destekleyen mutlaka başka negatif benler olacaktır.

Enneagram Konusuna Geçiş

Evet, şimdi enneagramda tamamlamadığımız 3 tane tiple ilgili konumuza geçelim. Geçmeden bir şey sorayım. Buyur tabii. Şimdi bu 12.000 bak aylığa alakalı. Şimdi orada aslında 50.000 bekletmeyen...

Geçen Ayetler

Not (tahmini / editör): Metinde sure adı veya ayet numarası açıkça zikredilmiyor. Anlatıcı yalnızca şu ifadeyle bir ayete atıfta bulunuyor: "yeryüzü bütün genişliğine rağmen onlara dar geldi" (sure adı ve ayet numarası metinde belirtilmediği için eklenmemiştir). --- ---