Ders Öncesi Sohbet (Halil Cibran ve Eş Uyumu)
Kısa Özet
Sohbette önce Halil Cibran'ın dünya çapında en çok okunan kitaplarından biri olan "The Prophet" (Peygamber/Nebi) hakkında konuşuluyor; kitaptaki arkadaşlık, dostluk, sevgi ve evlilik üzerine tespitlerin güzel olduğu ama yazarın bir arif/kâmil insan olmadığı için şarap içmek, nefsani arzulara uymak gibi konularda İslami çizgiden ayrıldığı belirtiliyor. Ardından Kur'an'da geçen kadın-erkek uyumuna dair bir ifade, evlilikte tarafların hedefinin dünyevi mi manevi mi olduğu üzerinden açıklanıyor. Sohbet kısa bir gemi yolculuğu anısıyla kapanıyor.
Öne Çıkan Vurgular
- Halil Cibran'ın kitabındaki bazı tespitler, özellikle arkadaşlık, dostluk, sevgi ve evlilik üzerine olanlar, gerçekten güzel bulunuyor; fakat yazarın bir arif veya kâmil bir insan olmadığı, Hristiyan bir ailenin çocuğu olarak kendi mizacıyla hayatı anlamlandırmaya çalıştığı vurgulanıyor.
- Kur'an'ın kastının kadın-erkek farkı olmadığı; asıl mesele bir tarafın hedefinin tamamen dünyevi, diğerininkinin ise manevi ve insani değerlere yönelik olması durumunda böyle iki farklı düzlemden bir bütünlük oluşmayacağı anlatılıyor. Böyle bir evlilikte ya taraflardan biri diğerine tabi olur ya da çatışma yaşanır.
- Bediüzzaman'ın "iyi kadın odur ki kocasını hakikate, manevi olana sevk eder" sözüne atıfla, aynı ölçünün erkek için de geçerli olduğu belirtiliyor.
Halil Cibran'ın "Peygamber" Kitabı Üzerine
Yanlış bekliyorum, dedirtmiş insanları, açık şu an olarak. Ama şey gerçekten de böyle insanlara etki edecek biçimde, insanların tam istediği şeyleri söylemiş. Yani... Ver bakayım sana zahmetlerden. Yani tamam, bak böyle bir yere açıp bakacağım. Tamam, toplasam gitsem kendime... 68 kuşağı mı olacaksın?
Ama insan, bir insan olarak yapamam yani ilahiyatçı olmanın dışında -anladım- dört olarak bazı böyle şeyleri var adamın, uçuyor bazı noktalarda ama idrak ettiği şeyler ağırlıklı olarak nitelikli. Arkadaşlık ve dostluk konusundaki idrak ettiği şeyler gerçekten çok iyi. Arkadaşlık, dostluk, sevgi, evlilik mesela; evet, o konuda çok iyiydi. Ama onun dışında işte şarap içmek, ondan sonra arzularına uymak -zaaflıkları ortaya çıkıyor, yapacak bir şey yok. Evet, bir de şey mesela kıyafet konusunda; işte "bütün vücudunuzun güneşi görmesi iyilik gibi" falan diyor, ama çünkü insanlar şey yapmıyoruz, bir kısımdan bakacaktık; ben bunu yapayım, bakamıyorum. İyi ama dil bakımından, hani hitap bakımından iyi çeviri yapan da, çeviri yapan da evet.
Evet, sadece "ya da bu korkudan kurtulmaksa, bu korkunun yuvası, korkulan da sizin kendi kalbinizdedir." Özgürlük üzerine de şöyle var. "Okursun, ben okumadım mı bunu?" Yok, okumadım. Bu, 4-5 mizacı olan Halil Cibran'ın dünya çapında en ünlü ve en çok okunmuş kitabıdır. Orijinal adı "The Prophet"tir; "Peygamber" ya da "Nebi" diye de çevrilmiş. Biraz da bana ters geldi doğrusu. Yani kesin sebebi şey, "bizim peygamberimiz böyle bir şey söylemez" düşüncesi olduğu için. Ne demiş mesela? Yani bazı -hepsi değil tabii- mizacını bilerek okursan...
"Hiç düşünmemiştim hocam zaten." Sadece aldığın kadarıyla... Yani ona bildiğince, kendini hayatı anlamaya, anlamlandırmaya çalışmış. Tabii ki bir arif, bir kâmil bir insan değil yani. Lübnanlı bir Hristiyan ailenin çocuğu. Evet. Kendi yaşadıkları ekseninde bir başlık, işte, yeni. Evet.
Kur'an'da Eş Uyumu: Manevi mi, Dünyevi mi?
Şimdi orada "kadın erkek birbirlerine layık mıdır" diye Kur'an'da bir ifade var: kötü erkekler kötü kadınlara, iyi erkekler iyi kadınlara -hani iyiler iyilere- layık, uygundur anlamı ifade... Yani diyelim ki birisinin hedefi tamamen dünyaya yönelik, tamamen diyelim ki kişisel, psikolojik arzularını gerçekleştirmeye yönelik; birisininki daha dengeli ve daha temelde manevi ve insani değerlerini geliştirmeye yönelikse, hani Kur'an diyor ki böyle iki farklı düzlemden bir bütünlük oluşmaz. Anlatabiliyor muyum? Kastedilen şey budur.
Burada mesela diyelim ki ne olur? Bir taraf, doğal olarak eğer çatışma ihtimalini kenara koyarsak, ya çatışma olur böyle bir durumda veyahut da ne olur? Bir taraf öbür tarafa tabi olur. Tabii burada iki durum da gerçekleşebilir: sen diyelim ki daha insani ve manevi temeller üzerine evliliği kurmayı düşünürsün de eşin tamamen dünyevi olur, sen ona uyabilirsin; veya tam tersi olur, dünyevi olan daha manevi olan eşine uyum sağlar, ona tabi olur. Burada kadın erkek farkı yok yani. Anlatabildim mi?
Hatta o yüzden işte Bediüzzaman diyor ki: "iyi kadın odur ki kocasını hakikate, manevi olana sevk eder." Ve aynı şey erkek için de geçerlidir. Anlatabiliyor muyum? Yani burada temelde Kur'an'ın dikkati, hani biri geriye bakar, biri yerine bakar, biri dünyaya bakar diye değil -uyumlu bir evlilik, Kur'an'ın kastettiği şey budur.
Yoksa mesela diyelim ki bir kadın veya erkek işte bir muhatabına der ki "karşıma iyi bir insan çıksa da o sayede onun iyiliğinden istifade etsem, onun iyiliği benim için bir yol gösterici olsa, o vesileyle ben de diyelim ki şu kötü huylarımdan kurtulsam" -anlatabiliyor muyum, bunda bir problem yok. Bazen de olur bunlar.
Kısa Bir Anı: Gemi Yolculuğu
Buradaki sorduğun noktada, ifade ettiği o. Gemiye herhalde ben binmiştim diye düşünüyorum. Herhalde bindiğiniz için, ne farkındayım, bilmiyoruz. "Tek başına mı bindim?" O arkadaşıyla beraber. Ağırlıklı olarak aynı hedeflere sahip olduğunuzu gösteren bir şey; birbirine yakın hedeflere, yakın perspektife sahip olduğunuzu gösteren bir şey.
Geçen Ayetler
Not (tahmini / editör): Belirtilmemiş (Kur'an'daki eş uyumuna dair bir ifadeye genel olarak telmih ediliyor, ancak sure ve ayet numarasıyla doğrudan alıntılanmıyor) --- ---