Dünyanın Aldatıcılığı ve Dıştaki İnsan
Kısa Özet
Sohbette önce insanın dünyaya olduğundan fazla değer atfederek kendi başını belaya soktuğu, bunun yerine Allah'a yöneliş ve yakarış üzere yaşaması gerektiği anlatılır. Ardından "dıştaki insan" ile "içteki insan" ayrımı üzerinden, dıştaki insanın acizliğine ve dıştaki insanın acı çekerken içteki insanın Allah'a tevekkülle mutmain olduğuna değinilir. Son olarak dünyanın perdede oynayan bir film görüntüsüne benzetildiği, gerçek zannedilse de aslında bir şeye işaret eden bir görüntü olduğu, insanın bu görüntünün içine gömülmemesi, üzerinde sadece yürümesi gerektiği vurgulanır.
Öne Çıkan Vurgular
- Dünyaya olduğundan fazla değer atfetmek insanın başını belaya sokar.
- Dıştaki insan aç, mahrum, hayal kırıklığına uğramış veya haksızlığa maruz kaldığında Allah'a teveccüh etmelidir; çünkü dıştaki insanın kendiliğinden gücü yoktur, gücü Allah'ın verdiği kadardır.
- Dünya, perdede oynayan bir film görüntüsü gibidir; içinde gerçek bir şey aramak yerine onun işaret ettiği anlamı görmek gerekir.
- Dünya üzerinde yürünür, başını onun içine sokup boğulmamak gerekir.
Dünyaya Aşırı Değer Vermenin Bedeli
...sakinleştirilir. Yunus Emre demiş: "Çekil aradan görünsün Yaradan." Evet. Haklı, tamam. Evet. Görmüşler demek ki.
Yani biz dünyaya olduğundan fazla bir değer atfederek, olduğundan fazla abartarak aslında başımızı belaya sokuyoruz. Başımızı belaya sokuyoruz, sonra "başımızı niye belaya sokuyoruz" diye soruyoruz. Çok abarttığımız kesin yani. Dolayısıyla insan, Allah'a yöneliş ve yakarış üzere yaşar.
Dıştaki İnsan ve İçteki İnsan
Dıştaki insan aç olduğu zaman, mahrum olduğu zaman, hayal kırıklığına uğradığı zaman, haksızlığa maruz kaldığı zaman Allah'a teveccüh etmelidir. Çünkü o dıştaki insanın (kendiliğinden) gücü yoktur. Yani Allah'ın verdiği güç nispetinde gücü vardır. Allah'ın verdiği bilgi nispetinde bilgisi vardır. Allah'ın onu muktedir kıldığı ölçüde iradeye sahiptir.
Dıştaki insan sınırlıdır. Dolayısıyla o sınırlılıktan dolayı birçok şey yaşayabilir. Mesela işte Mekke'de o on üç sene sıkıntı çektiler. Dıştaki insan acı çekiyordu. Fakat içteki insan çekmiyordu. Çekse zaten dayanmazdı. Ve dıştaki insan acılarını, sıkıntılarını Allah'a arz ediyordu ve onunla mutmain oluyordu.
Dünya Bir Görüntüdür
Dünya her ne ise odur. Aslında dünya bizi aldatmamaktadır. Dünyayla ilişkili algılayışımızdan dolayı dünyaya aldanıyoruz. Bu şuna benziyor: Bir film gösterilir, sanki bir duvarda veya bir perdede film oynar. Fakat orada ne insan var, ne diyelim ki atlar var, ne başka bir şey var; hiç yok. Fakat bir görüntü var.
Şimdi birisi kalkıp oraya yönelip "ya işte bu, burada insanlar var" dese... Hani bunlar hikâyedir ama bir kısmı da gerçek. Hani televizyon ilk çıktığında içinde insan olduğu zannedilmiş. Neden? Çünkü o ana kadarki algısı ona böyle bir düşünceyi getirmiş. Demiş ki "bunun içinde insan mı var?" Hâlbuki biz şimdi biliyoruz ki bu bir görüntüdür. Fakat anlam üreten, veyahut da bize belli şeyleri anlatan bir görüntüdür.
İşte dünya da böyledir. Dünya da bir görüntüdür. Ama biz içine dalıp bir şey bulmaya çalışıyoruz. Yok, içinde böyle bir şey yok. Fakat bir şeyi gösteriyor, bir şeye işaret ediyor.
Dolayısıyla bu cümle önemli ama tabii kapalı bir cümle: "Dünya her ne ise odur." O her ne ise odur; anladıysak ne oldu? Anladıysak biz bir yandan kurtulacağız.
Başını Belaya Sokmamak
Bu deyişin betimlemesi, dünyanın içine batırma anlamına gelir, demiş bazı zatlar. Hani başını belaya sokma, yani onun içine gömme. Anlatabilir miyim? Ayaklarınla yürü. Yani başını belanın içine sokarsan boğulursun, boğulursun. Dünya üzerinde yürümemiz içindir, başımızı sokmamız için değildir.
Geçen Ayetler
Not (tahmini / editör): Yok --- ---