Hataen Yapılan Hatalar, Niyet ve Kadere Rıza

Kısa Özet

Kısa bir sohbet kesitinde, bilmeden veya kasıt olmaksızın (hataen) yapılan hataların Allah tarafından affedildiği, ancak kişinin bu hatanın farkına varıp onu aşmasının istendiği anlatılıyor. Niyetin önemine, yapılamayan bir iyiliğin niyet düzeyinde bile makbul sayılabileceğine değiniliyor. Ardından bazı popüler tasavvuf yazarlarına ve abartılı sözlere karşı temkinli olunması gerektiği; kişisel bir olayla (evde bir şeyin dökülmesine kızmadan, "kader böyleymiş" diyerek sakin karşılama) örneklendiriliyor.

Öne Çıkan Vurgular

  • Bilmeden veya kasıt olmaksızın (hataen) yapılan hatalardan Allah kulunu sorumlu tutmaz, fakat kişinin bunu fark edip aşmasını ister.
  • Yapılamayan fakat niyet edilen bir iyilik, Allah katında yapılmış gibi kabul edilebilir; kötülükte bu geçerli değildir.
  • Popüler tasavvuf söylemlerine ve abartılı ifadelere temkinli yaklaşılmalı, herkes kendi çalışmasına bakmalı.

Hataen mi, Taammüden mi?

Yok, böyle bir şey olamaz. Bu kadar da iyi düşünmek olmaz artık. Kâmil insanlara, o büyük insanlara bak. Sen de kendin üzerinde çalış, göreceksin. Niye olmuyorsun? Ancak böyle -peygamberler, veliler gibi- olunur; yoksa sen yapmacık davranıyorsun. Ben bunun üzerinde de çalışmaya çalışıyorum.

Geçen gün birini biri sollamış trafikte, o da arabadan bir levye çıkarmış. Dedim ki: Allah Resulü şimdi burada olsaydı da biri onu öyle sollasaydı, levyeyle mi karşılık verirdi? Bizim peygamberimiz -Allah bizi ıslah etsin- öyle davranmazdı; levyeyi alıp "bismillah" diyerek vuran bir peygamber tasavvurumuz yok bizim. Biz sanki öyle bir şey zannediyoruz; "Allah yarattı" demeden [hemen tepki gösteriyoruz].

Çok yerinde hocam, yani "Allah yarattı" dedikten sonra öyle davranmayacağız gerçekten. Tabii orada bir şey var: Hazreti İsa diyor ya, "Ya Rabbi, eğer affetmezsen de onlar senin kullarındır" diyor. Şimdi insanın en tehlikeli benliklerinden bir tanesi, insanı ümitsizliğe sevk eden benliklerdir.

"Bu laflar şirke düşürür mü peki hocam?" Yani bilinçli yapılmadığı için... Bilinçsizce olduğu için bu bir şey değil, bilinçsizce yani.

Bilinçsizlikten dolayı -yani unuttuğunuz ve bilmediğiniz şeylerden, hatta hataen yaptıklarınızdan- Allah sizi sorumlu tutmaz. Yani hataen yapmak, bilmeden yapmaktır; bunun zıddı ise taammüden, yani kasten yapmaktır.

Kur'an'da diyor ya: "Rabbena la tuahizna in nesina ev ahta'na" diyor -yani "Rabbimiz, unutursak veya hataen yaparsak bizi sorumlu tutma." Bu duayı ettirmesi, bunu kabul edeceği demektir; yani Allah, unuttuğumuz ve hataen yaptığımız, herhangi bir kastımız olmaksızın yaptığımız şeylerden bizi sorumlu tutmaz. Orada hata var, yok değil; ama Allah bundan sorumlu tutmuyor, "bunu geçiyorum" diyor yani.

"Ameller niyetlere göredir" de derler ya; bizim niyetimiz iyiyse bir şey yaparız, karşı taraf bunu yanlış anlayabilir. "Benim niyetim iyiydi, sen yanlış anlamış olabilirsin" diyorum. Mesela öyle çıkarım işin içinden: "Benim niyetim iyiydi, onu Allah bilir" derim mesela.

Ama burada şu yanlış anlaşılmamalı: hataen bir şey yaptığımızda, evet, o ayetin işaretine göre Allah affedicidir. Ama Allah ister ki kişi o hatasını, daha doğrusu o hataen yapma durumunu fark etsin ve onu aşsın. Hataen yaptığımız, yani taammüden, kasıtlı olarak yapmadığımız şeylerden Allah bizi sonunda affeder. Yanlıştır ama affeder.

Niyetin Değeri

İyiliğin de böyle bir yanı varmış. Nasıl diyebilirim, bir çocuk size çay getirirken üzerinize döker, bacağınızı yakar; bu hataen yapılmış bir şeydir. Anlatabiliyor muyum? Bunun gibi.

Bir iyilik de böyleymiş herhalde hocam. Mesela kitaplarda okudum: bir iyiliği yapacaksın, "ben size bir iyilik yapacağım ama yapamıyorum, gücüm yok" -o zaman bu niyetinle Allah katında makbul olur. Kötülükte ise bu geçerli değil: kötülüğü işlemediğin sürece Allah onu senin aleyhine yazmaz. Ama bir iyiliği niyet ettim, elimden gelmedi -bu, yapmış gibi kabul edilir. Bu da ilahi bir rahmettir; bu aslında fıtri bir şeydir.

Bakın mesela: sizi seven biri, hoşunuza gidecek bir hediye almak istiyor ama parası yok. Siz onu almış gibi kabul etmez misiniz? Fıtratınız niyetini bilir hocam.

Bunun da kendine göre bir şartı var elbette; bazı özel hâller vardır ki akıl bile şaşırabilir. Onlara girmeye bence gerek yok, onlar çok özel durumlar. İnsanın böyle şeyleri kendi düzeyinde düşünmesine gerek yok, onlar çok özel durumlar yani. Facebook'ta çok dolaşıyor bu tür sözler, o yüzden değiniyorum. Onları bir gün, başka bir zaman olursa konuşuruz; ama bu, prensip olarak yanlış bir şeydir, genel olarak yanlış bir şeydir.

Teslimiyet ve Abartılı Söylemler

Hakikatte var mı diye sorarsanız: bazı seyr u sülûk düzeylerinde böyle hâller olur. Şöyle bir örnek vereyim: teslimiyet güzel bir şeydir. Ama öyle bir düzey gelir ki, "Ya Rabbi, ben sana teslim oldum" demek bile ikilik demektir; çünkü orada "ben" ve "sen" ayrımı hâlâ vardır, oysa bütünüyle kendini orada vermen gerekir. Böyle, bazı seyr u sülûk hâllerinde bu tür durumlar olur. Kalkıp bunları -Muhyiddin İbnü'l-Arabî'yi falan okuyup- herkes kendince yorumluyor, sonra iyice yanlış anlamalara sebep oluyor.

Bir şey hocam, bu Uğur Gökbulut diye biri son zamanlarda öne çıktı ya. Hep bu tarz laflar ediyor, kitaplar falan yazmış; bilmiyorum tabii ne kadar doğru. Adam ilkokul mezunuymuş, hep bilgisayarda araştırmış araştırmış, kitapları öyle toplamış; ama bir de bunları tasavvufi-dini açıdan falan yorumluyor böyle.

Ben de pek bilmiyorum doğrusu. Herkes kendi yolunda çalışıyor değil mi, biz kendi çalışmamıza bakalım. Aynen.

Bir Anı: "Dökülmesi Lazımmış"

Hocam, arkadaşımızla ilgili bir şey anlatacağım. Evet, evet.

Bizim bildiğimiz tasavvufta olan bir şey oldu: Çocuk çay taşırken bir şey döküldü, karısı buna kızmış. Bana "neden kızmıyorsun" dedi. Dedim ki: "Olması gereken gerçekleşti, kader böyleymiş, dökülmesi lazımmış." "Dökülmesi lazımmış" dedim, o kadar net. "Allah Allah, Allah Allah" dediler. Çocuk taşıyordu çünkü. Benim içimdeki ben öyle karşılayamıyor, öyle karşılayamam ben; yapımız farklı değil mi?

Görüşmek üzere, hoşça kalın. Çok güzel, çok güzel, iyi, çok güzel. Allah muhafaza etsin. Güzel, ama iyi olmuş. Sadece kızıp bağırsa çok faydasız olurdu, çok faydasız; bu şekilde sakin karşılamak bir altyapı oluşturur. Kesinlikle çok iyi olmuş. Görüşmek üzere.

Geçen Ayetler

Not (tahmini / editör): Kur'an'da "unutursak veya hataen yaparsak bizi sorumlu tutma" anlamındaki duaya işaret edilmiştir; sure adı metinde belirtilmemiştir (muhtemelen Bakara Suresi: 286). Ayrıca Hz. İsa'nın duası anlatılırken "eğer affetmezsen de onlar senin kullarındır" şeklinde bir ayete işaret edilmiştir; sure adı belirtilmemiştir (muhtemelen Maide Suresi: 118). --- ---