Kavram

Marifetullah

7 sohbette geçiyor

Sohbetler

Kronolojik

Hayatta Ne Yaptın Tuzağı

Sohbet, bir WhatsApp sorusundan yola çıkarak "hayatta ne yaptın", "kimse beni sevmedi/anlamadı", "hayatım mahvoldu" gibi görünüşte masum ama aslında insanı gerçek varlığından koparan sahte benlik seslerini ele alır. Güneş tutulması metaforuyla, gerçek kendiliğin hiçbir zaman bozulmadığı, sadece sahte benliklerle "örtüldüğü" anlatılır. Konuşmacı, Allah'ın kuluna yeter olduğunu hakikianlamda hissedebilmenin ancak kendini ve Allah'ı bilmekle (marifetullah) mümkün olduğunu, bunun da psikolojik temizlik ve metafizik bir açıklık gerektirdiğini vurgular.

Sahte Benlik ve Gerçek Kendilik (3)

İsmail Acarkan bu sohbette sahte benlik ile gerçek kendilik ayrımını Hz. Ayşe-Hz. Hatice, Habil-Kabil, Hz. Yusuf, altın meseli ve kırık parmak meseli gibiörnekler üzerinden işliyor. Vurgu, insanın yaşadığı olaylardan değil bu olaylar üzerinden inşa ettiği sahte kimliklerden dolayı acı çektiğine, gerçek kendiliğin hiçbir zaman zedelenmediğine ve Allah'la ilişkinin sahte benlikler üzerinden değil hakikikendilik üzerinden kurulması gerektiğine yapılıyor. Sohbet, Meryem Suresi 59. ayetin yorumuyla "salatı zayi etmek"in aslında gerçek kendiliği unutmak anlamına geldiğivurgusuyla ilerliyor ve Habil-Kabil kıssasıyla sona eriyor.

Ruh Nefs ve Beden Iliskisi

Sohbette insanın ruh-psişe(nefs)-beden üçlü yapısı Yunan, Hristiyan, İslam ve diğer geleneklerin terminolojileriyle ele alınıyor; kartezyen (ruh-madde) ikili bakışın yetersizliği ve psişenin (küçük benlik/ego) her zaman ruhun (büyük benlik) yönetimine tabi olması gerektiği anlatılıyor. İbadetin bu psişik dengeyi sağlayan bir araç olduğu, Hz. Yusuf örneğiyle merkezde durabilmenin önemi, Allah ile kurulan ilişkinin yatay değil dikey olması gerektiği, Esma-i Hüsna'nın psişede saf değil dağınık ve bazen çarpıtılmış tezahür ettiği ve egonun sevgi-özgürlük gibi kavramları da kendi düzeyine indirgediği işleniyor. Sohbet, iç insan ile dış insanın bütünlüğü ve Aziz Thomas Aquinas'ın düzenli yaşam vurgusuyla sona eriyor.

Egonun Mutluluk Projeleri ve Psikolojik Benlikten Kurtuluş

Bu sohbette insanın psikolojik benliğinin (egosunun) kurduğu mutluluk ve mutsuzluk projelerinin aslında birer aldanış olduğu, gerçek huzurun ancak Allah'ı anmak ve O'nunla mutmain olmakla mümkün olduğu anlatılıyor. Hazreti Peygamber, Hazreti Yusuf, Hazreti Adem ve kayıp oğul temsili gibi örneklerle, insanın psikolojik benliğiyle özdeşleşmeden, onu bir "ana özdeşleşme" olarak fark edip özüne, ruhsal varlığına yönelmesi gerektiği vurgulanıyor. Modern çağın medya ve kapitalizm eliyle sunduğu sahte mutluluk hikâyelerine karşı uyanık olunması gerektiği anlatılarak sohbet, Hz. Adem'in düşüşü ve tövbesi ile kayıp oğul kıssasının yorumuyla tamamlanıyor.

Nefis, Bilinç ve İman Bilinci

Sohbette insan psikolojisinin bedenimiz gibi sürekli değiştiği, bu değişimi otomatik/nefsani tepkilerle değil bilinçli bir farkındalıkla yönetmemiz gerektiği anlatılıyor. Şeytanın "sen iyisin" ve "sen kötüsün" tuzaklarına düşmeden, kendini hiçbir zaman sabit bir etiketle tanımlamadan, ümitsizliğe kapılmadan sabırla ve tedricen dönüşmenin önemi vurgulanıyor. Sohbetin ikinci yarısında iman bilinci, teselli tasavvufu yerine tecelli tasavvufu, Rabbani olmak-nefsani olmak ayrımı ve geçici lezzetler yerine kalıcı olana yönelmek gibi konular işleniyor.

Allah Rızası İçin Yapmak ve Dünya Nimetleri

Ders sonrası sohbette, bir işi "Allah rızası için yapmak" ifadesinin aslında Allah'tan ve Allah ile yapmak anlamına geldiği, yoksa gizli bir ücret beklentisi taşımaması gerektiği anlatılıyor. Dünyada kâfirlerin refah içinde, bazı peygamberlerin ise sıkıntı içinde yaşamasının bir ölçü olmadığı; gerçek kazancın Allah'a yakınlık ve O'nu bilmek olduğu, dünyevi galibiyetin ise asli bir hedef olmadığı örneklerle (Hz. Ömer'in hasır kıssası, Zuhruf suresine atıf) işleniyor.

Tevhid Bilinci ve Nefis Terbiyesi

Sohbette, her türlü yardımın, sevginin ve nimetin hakiki kaynağının Allah olduğu; insanların, olayların ve nesnelerin ise bu tecellinin sadece bir vesilesi olduğu anlatılıyor. Konuşmacı, benliğin (nefsin) bir ayna gibi nötr olduğunu, övgüyü veya kınamayı kendine mal etmenin bir "tuzak" olduğunu, gerçek güven ve emniyetin ancak ruhun/kaynağın farkındalığında bulunabileceğini ve dinin nihai amacının nefsi terbiye etmekten öte insanın kendi hakiki özünü (ruhunu) keşfetmesi olduğunu çeşitli örneklerle (Bediüzzaman ve yeğeni, Nuh'un gemisi, musluk-yağmur meseli, deniz-şişe meseli, Musullu hanın karpuz hikâyesi vb.) işliyor. Sohbetin ortasında kısa bir çay ikramı arası da yer alıyor.