Konuşmacı, “ben” hissinin daha bir-bir buçuk yaşından itibaren nasıl oluştuğunu ve kendimizi ilişkiler, beceriler, beğeniler üzerinden nasıl tanımlamaya başladığımızı anlatarak başlıyor. Sahte benliğin yalnızca kibir, kin gibi “kötü” hâller olmadığını; geçici, sınırlı, değişken herhangi bir şeyle kendini tanımlamanın (dürüstüm, zekiyim, merhametliyim gibi) da imajinatif ve sahte bir benlik ürettiğini örneklerle açıklıyor. Otohipnoz, kendi kendine riyakârlık, kutsal egolar, “sen kimsin” sorusu, ahiretin bir teselli değil daha gerçek bir varoluş alemi olduğu ve “elbiseni temizle” ayetinin nefsi sahte benliklerden arındırmak anlamına geldiği gibi konulara değiniyor. Sohbet, nefsini temizlemenin sürekli bir süreç olduğu ve insanın kendi öz varlığının canlılığıyla, dünyadan bir beklenti gütmeden yaşaması gerektiği vurgusuyla sona eriyor.